Küpeli çiçekli ve papatyalı ,iğne oyalı pano.benim iğne oyasından yaptığım ilk pano.iğne oyası kursuna başladığım ilk sene yapmıştım bu panoyu.küpeli benim en sevdiğim çiçeklerden olduğu için küpeli çiçeğinden bir pano yapmak istedim ve sağolsun Sevim hocamızda nasıl yapılacağını öğretti ve sonuçta böyle bir pano ortaya çıktı.panonun yapımında küpeli çiçeğin yanı sıra papatya kullandım.Papatyayı daha önce hiç görmeden,kendi kendime aklımdan bir model olarak çıkardım.panoyu ,birkaç ay emek verip de yaptım,aslında beni en çok uğraştıran renk ve modeli oldu.zaten bir işin modeli ve renk ayarlaması belliyse işin yarısı bitmiş sayılır.pano için çok uğraşsamda,bitince içime sinen bir pano oldu.

panoyu evin duvarına astığımda,gelen misafirler ilk bakışta kurdele ile mi yaptın diye sordu,sonra yakından bakınca aaa hepsi mi iğne oyası,nasıl yaptın,kaç ayda yaptın diye sormaya başladılar.bu çiçeklerin hepsi iğne oyası ve birkaç ayda yapıldı.ablamda gül ve gelincik çiçekleri ile iğne oyasından pano yaptı.onuda daha sonra bloğumda yayınlicam.



küpeli çiçeklerini birkaç farklı renkte yaptım.papatyaları da beyaz ve birkaç tane de sarı renkte yaptım.12 tane küpeli çiçeği ve 9 tanede papatya yaptım.çok sayıda da yaprak yaptım.çiçeklerin aralarınada boncuk ile tomurcuk yapıp,yerleştirdim.iğne oyasından kahverengi ip ilede dal yaptım.daha sonra ise hocamız tüm yaptıklarımı,şanzelize kumaşa monte etti ve bir buket çiçek görünümü verdi.



iğne oyasından yaptığım papatya çiçekleri.papatyaların mpdelini hiç biryerden görmeden,kendim aklımdan bu modeli çıkardım ve papatya çiçeğine çok benzedi.iğne oyası ile papatyaları yaptıktan sonra ,çiçek telinide çiçeklerin içinden geçirip,dal şekli verdim ve telin etrafını da ip ile doladım.dal şeklinde yaptığım telin bazı yerlerinede iğne oyasından yaprak yaptım.tomurcuk yaparkende boncukları ip ile sarıp,tel ile birleştirip,telden dal yaptım ve böylece çiçeklerin tomurcuğu havası verdim.kahverengi ip ilede iğne oyasından dal yaptım.



iğne oyasından yaptığım küpeli çiçekleri.küpeli çiçeklerinin rengi farklı farklı olduğundan bende çiçekleri yaparken birkaç farklı renk ile yaptım.küpeli çiçeği yaparken 5 aşamalı yaptım.iğne oyasından çiçeğin yaprağı,dış ve orta çiçeğini yapıp,çiçeğin en ortasınıda sarı renkli kum boncuk ve çiçek teli ile yaptım.ve de çiçeğin dalı(sapını da) çiçek teli ile yaptım.çiçeği de birleştirirken,bir buket çiçek görünümü vermek içinde organze kurdele ile fiyonk yaptık ve sonra çerçevecide paspartulu çerçeve ile çerçevelettirdim.

iğne oyasından küpeli çiçeği ve papatya çiçeğinin yapımını ilerleyen zamanda detaylı bir şekilde bloğumda anlatıcam.



şeker gibi bir bayram geçti.gerçi etrafta kurban sesleri duyulmadan insan pek bi anlamıyo kurban bayramı olduğunu ama olsun böyle de güzel geçiyo bayram.eskiden biz hataydayken kurbanlıklar 1 hafta önceden alınır ve heyecanla bayram beklenirdi,ama İstanbulda insan kurbanlığın yüzünü dahi göremiyo,kurbanlık alınıp,direk kesimhaneye götürülüp kesiliyo.neyse inşallah bi dahaki bayramı Hatayda geçirmeye karar verdik ve orda kurban bayramının tadının doya doya yaşicaz.bu kurban bayramımız da güzel geçti.çok gelen giden,akraba oldu.
veee tabi kurban bayramının tadı kebapsız çıkmaz.






Kurban bayramının olmazsa olmazı kebap.mangaldaki kebap kadar lezzetli başka bişey yok heralde.ablamlarla beraber bayramda çook güzel bir mangal keyfi yaptık.ee eniştem Adanalı olunca kebabı yapmak ta ona düştü.eniştemin babası da usta kebapçı olunca haliyle oda bu işte çok başarılı.en lezzetli olan ise mangalda pişen köfteydi.bu resmi Flash ile çektiğimden böyle çıktı,resmin rengi biraz kırmızıya kaçtı.kebapçıdan (eniştemin babası) kebap püf noktalarını ilerleyen günlerde .Gümüş Tepsi bloğumda yayınlicam



kebabın yanında ,mangalda pişen kırmızı biber,sivri biber,soğan,domates.bunlar da kebabın yanında olmazsa olmazlardan.çok lezzetlilerdi...



ve de son olarak kebabın yanında vazgeçilmesi sumaklı soğan.kebaba en çok yakışan salata sumaklı soğan.her kebab yaptığımızda mutlaka sumaklı soğan yaparız.ve bu salatanında en önemli noktası sumak ın iyi olması.sumak iyi olmazsa salatanın rengi hoş olmaz ve tadı da lezzetsiz olur.
Tüm müslüman alemi olarak çok mutlu ve çok huzurlu daha nice Bayramlara.


















Zilhicce'nin dokuzu,ertesi günün Kurban Bayramı olduğunu bildirdiğinden Arefe günü olarak bilinir.Hacıların akşama kadar Arafat'ta vakfe yaptıkları mübarek bir gündür.
Kurban Bayramı Arefesi:
(Hadis-i Şerifler);Peygamberimiz(s.a.v)Arefe gününü şöyle anlatır:

"Dualrın en faziletlisi Arefe günü yapılandır."

"Allah erkek ve kadın pek çok kimseyi Arefe günü cehennemden azad eder.Allah bu Arefe günü rahmetiyle tüm yaratıklarına yönelerek onlarla meleklere karşı övünür"

"Şeytan Arefe günü görüldüğünden daha küçük,daha hakir,daha zelil ve daha öfkeli hiç bir zaman görülmedi.bunun sebebide,Allah'ın rahmetini indirişini,büyük günahları affedişini görmesidir"

Peygamberimiz(s.a.v),Arafat vakfesinde şöyle dua etmiştir:"Allah'ım,senin buyurduğun gibi ve bizim söylediğimizden daha hayırlı biçimde hamd sana mahsusturAllah'ım ,benim namazım,tüm ibadetlerim,hayatım ve ölümüm senin içindir.Dönüşümde sanadır."

Tüm blogcu arkadaşlarımın ve bloğumu ziyaret edenlerin ve de tüm islam aleminin KURBAN BAYRAMI mübarek olsun.tüm müslümanlara hayır,huzur,bereket,mutluluk ve sağlıkla geçmesi deliğiyle...

hani ağzı olan konuşuyo derler ya işte bu domuz gribi aşısıda bu duruma geldi.benim bu yazıları bloğumda yazmamın sebebi aman herkes gitsin aşı olsun diye değil,sadece sinir olduğum mevzu bu işten anlamayan,bu işte uzman olmayan herkesin uzmanmış gibi atıp tutması ve sırf eleştirmek için eleştirmesi.ya Allah aşkına bırakalımda herkes bildiği işi yapsın.zaten bu aşı kafana yatmazsa aşı yaptırmazsın olur biter. bu aşıyı Dünya Sağlık Örgütü,,Bütün AB ülkelerinin üyesi olduğu Hastalık Kontrol Merkezi , ABD’nin İlaç Gıda Ajansı ve Hastalık Merkezi , Avrupa’nın Ortak İlaç Ajansı onaylıyor. Türkiye’nin bu hususta ruhsat veren kuruluşu onaylıyor. Bu iş için Türkiye’nin en seçkin bilim insanlarından oluşturulan 40 kişilik özel Pandemi Bilim Kurulu onaylıyor.yani bunlar onaylarken bizim ülkemizdeki bazı insanların sırf muhaliflik yapmak için aşı hakkında atıp tutması ve bakanı eleştirmesi beni çok sinirlendiriyor.

ya illa biz eleştiriyi seviyoruz eleştirmeden yapamayız diyosanız gidinde önce bi muhalefeti eleştirin.nitekim onlara oy verenler, gitsinlerde mecliste kös kös otursunlar diye oy vermeedi.gerçi onların eleştirilecek bi icraatleride yok ...tek işleri doğeu,yanlış herşeyi eleştirmek.bence bu kadar eleştireceklerine,bu ülke için çalışsalar ve bu ülke yararına bişeyler yapsalar...ama nerde.....

ha birde biz kobaymıyız diyenler aşşağıdaki yazıyı iyice okuyun.çünkü aşı bizden önce dünyanın en önemli ülkelerinden 13 ülke aşı yapmış.birde bakanımız çok güzel demiş:çocuk felci en son bizim ülkede son buldu,çünkü herkes aşı kısırlık yaptırıyo diye çocuk felci aşısı yaptırmıyodu ama şuan aşıdan sonra çocuk felci hastalığı silindi...domuz gribi aşısıda buna benzede gerçekten.

ve lütfen bilip bilmeden sağlık konusunda eleştiri yapmayın.bu işi uzman kişilere bırakın.sağlık bakanımız işini layıkıyla yapan bir bakan...

2 gün önce Haber 7 sitesinde okudum ve haberin bir bölümünü bloğuma koymak istedim.bu haberde milliyetin gazetesinin haberi. LÜTFEN YAZIYI SONUNA KADAR DİKKATLİCE OKUYUN

*Şu ana kadar domuz gribi aşısı yüzünden hayatını kaybeden var mı?
-Dünyada da Türkiye’de de yok.

*Peki Türkiye’de son 25 günde (25 Ekim-19 Kasım) domuz gribinden ölenlerin sayısı kaç?
-93.

*Ya hastalananların sayısı?
-Kesin sayı konuşmak mümkün değil, ama şu anda bir milyona ulaşmış olabilir. Ve onlardan da yoğun bakımda, solunum cihazına bağlanmış 10’larla ifade edilen hastamız var. Arka plan çok yoğun.

*Domuz gribinin ölümden başka sebep olduğu en büyük tahribat nedir?
-Guillain-Barre (Giyan Bare) Sendromu. Bazı antikorların sinir hücrelerine saldırması sonucu oluşan bir tür felç.

*Aşıdan sonra da Guillain-Barre, yani felç riski yok mu?
-Felç, domuz gribi geçirenlerde yüz binde bir görülüyor. Aşı olanlarda ise milyonda bir. Üstelik onların sebebi de aşı değil, hastanın geçirdiği enfeksiyon olarak tespit edildi.

*Şu ana kadar aşı olduktan sonra hayatı risk altına giren bir vaka var mı Türkiye’de?
-Yok.

*
Aşı yüzünden en çok aldığınız şikâyet hangisi?
-Aşının yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık, hafif baş ağrısı veya kolda uyuşma, kolda geçici his kaybı.
*Ne kadar süre yaşanıyor bunlar?
-Bir-iki saat. Ki herkeste bu yan etkiler görülüyor diye bir durum da yok.

*O vatandaşlarımız için “Eğer aşı olsalardı ölmeyeceklerdi” diyebiliyor musunuz?
-Aşının koruyuculuğunun yüzde 90 olması demek, 100 kişi aşı olmuşsa 90 kişi hastalığa yakalanmayacak demektir. Biz de bu kadarını diyebiliyoruz. Ayrıca hesaba katılması gereken iki unsur daha var: Birincisi, aşı etkisini 10 gün içinde gösteriyor. İkincisi, toplumda aşılananların, yani bağışıklık kazananların sayısı arttıkça elbette ki virüsün dolaşım hızı ve riski de düşüyor.Batı’da tepki de var, kuyruk da

*Aşıyı bizden önce (2 Kasım) uygulayan kaç ülke var?
-Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya, ABD, Çin, Brezilya, Avustralya, Kanada, İsveç, Belçika, Macaristan, Çek Cumhuriyeti.

*Türkiye’dekiyle aynı aşıyı mı kullanıyorlar?
-Bizdekiyle Avrupa’daki aynı. Sadece ABD’de çok küçük oranda burun spreyi olarak kullanılıyor, ama dünya onu tercih etmiyor. Çünkü denemeleri çok az yapılmış, çok yeni bir aşı. Bizim kullandığımız aşı bu açıdan daha güvenilir.

*Bu ülkelerdeki aşılanma oranı nedir?
-Hiçbir ülke “Şu kadar kişiyi aşıladım” diyemiyor henüz. O belki bir ay sonra ortaya çıkacak.

*Oralarda aşıya tepki yok mu?
-O ülkelerde ikisi bir arada yaşanıyor. Yani kafası karışık olan, aşılanmayın diyenler de var, yüksek oranda aşı kuyrukları, hatta “Önce ben aşı olacağım” diye kuyrukta kavga edenler de var. Türkiye’de ise büyük çoğunluk aşı olmayanlar...Şimdilik. Çünkü ben “Biraz bakalım, hele birileri yapılsın” düşüncesinin hâkim olduğuna inanıyorum. Anketler yapıyoruz, orada da görüyoruz bunu. Mesela başlangıçta sağlık çalışanları bile ilk birkaç gün ihtiyatlı yaklaştılar, ama şimdi yarıdan fazlası aşılanmış durumda.

*Aşılandığı halde altı kişinin öldüğü Almanya’daki Paul-Ehrlich Enstitüsü’nün sözcüsü “Bu ölümlerin aşıyla ilgisi yok, aşılar devam ediyor” dedi. Böyle bir durum Türkiye’de yaşansa herhalde sizin üzerinize gelmeyen kalmaz?
-Gelinsin, biz kendimizi ifade ederiz. Açık söyleyeyim hiç kimse Sağlık Bakanı’na veya Hükümet’e bu konuda zarar veremez. Çünkü biz ödevimizi çok mükemmel yapıyoruz. Ama olursa ne olur, tabii insanların kafası biraz daha karıştırılır. Halkın kafası karıştıkça da aslında yine en başta halka zarar verirler.

*Aşıyla doğrudan ilişkilendirilebilir ölüm hangisi?
-Bir tek anafilaksi aşıyla doğrudan ilişkilendirilebilir. O da milyonda bir ihtimal. Aşırı alerjik duyarlılığı olan kimseler hassas bir yiyecek yediklerinde veya arı soktuğunda şoka girerler. Bu da benzer bir durumdur.

*Bu aşı yüzünden yaşanan bir anafilaksi örneği var mı?
-Yok.

*Domuz gribinin (H1N1) bildiğimiz gripten (H3N2) en büyük farkı ne?
-Birinci farkı daha hızlı yayılması. Çünkü bu virüsü hemen hemen hiçbir insanın bağışıklık sistemi tam olarak tanımıyor. Savunma yapamayan vücut hemen yeniliyor. Zaten eğer altta kronik bir hastalığı yoksa 50 yaş üstündekiler nispeten şanslı diye bu yüzden diyoruz. Sistemleri virüsü daha iyi tanıyabildiği için.İkinci fark ise aynı zamanda bizi asıl endişelendiren mesele: Hem Türkiye’deki hem de dünyadaki ölümlerin yarısı 50 yaş altındaki ve üstelik tamamen sağlıklı gruptan çıkıyor. Oysa normal gripte birinci risk grubu, altta başka bir hastalığı olan kişiler ve 65 yaş üstü olanlardır.Domuz gribinde ise 50 yaş altındaki sağlıklı-sağlıksız herkes risk grubunda.

*Bol vitaminle, sık el yıkamayla, ağza maske takmakla atlatılamaz mı bu grip?
-Hepsi faydalı, ama bunların hiçbiri sizin virüsle hastalanmanızı engellemez. Hastalanmamanızın yüzde 90’ın üstünde bir tane garanti yolu var, o da aşılanmak. Düşünün, trafikte düşük hızda giderseniz mi kaza yapma ihtimaliniz daha azdır, yoksa yüksek süratleyken mi? Salgın varken risk grubunda yer almanıza rağmen aşı olmamak otobanda 90’nın üzerinde gitmek gibidir.

*Aşı yüzünden yaşanan bir düşük vakası oldu mu?
-Hayır, aşıyla düşük arasında bir ilişki yok. Ama yarın aşı yaptıran bir hamile düşük yaparsa “Bak gördün mü aşı yüzünden düşük yaptı” diyenler çıkacak, bunu da biliyoruz. Oysa ki Türkiye’de her ay zaten yaklaşık 20 bin hamile kardeşimiz düşük yapıyor.

*Virüsün atak yapmasını beklediğiniz bir tarih var mı?
-Önümüzdeki iki ay içinde virüsün çok hızla yayılabileceğini biliyoruz. Gerçi ben bunları söyleyince birileri önceden panik yaratıyorsun falan diyor, ama hayır, bunlar bilimin bize verdiği ipuçları.

***NEYE GÖRE "BU AŞI YAPTIRILMALI" DİYOR

*İnsan sağlığından daha büyük hiçbir risk yokSizce bu aşı nedeniyle risk aldınız mı?
-Hangi risk? Şu anda bu aşıyı Dünya Sağlık Örgütü onaylıyor. Bütün AB ülkelerinin üyesi olduğu Hastalık Kontrol Merkezi onaylıyor. ABD’nin İlaç Gıda Ajansı ve Hastalık Merkezi onaylıyor. Avrupa’nın Ortak İlaç Ajansı onaylıyor. Türkiye’nin bu hususta ruhsat veren kuruluşu onaylıyor. Bu iş için Türkiye’nin en seçkin bilim insanlarından oluşturduğumuz 40 kişilik özel Pandemi Bilim Kurulu onaylıyor.

****Size gelmeden önce Türk Tabipleri Birliği’ne sorduk; bugüne kadar size hep çok sert eleştirilerde bulunan TTB yetkilileri de “Bakan çok doğru bir kurulla çalışıyor” dedi.
-Zaten Sağlık Bakanı’nın ne dediğine de çok bakmayın, bilimin ne dediğine bakın. Burada bilimdir aslolan. Pandemi Bilim Kurulu bu aşıyı yapın diyor mu, Sağlık Bakanı da bundan dolayı aşıyı yapın diyor zaten. Sağlık Bakanı’nın ayrıca kendisi çocuk sağlığı hastalığı profesörü olduğu için de buna biraz hak sahibidir, o ayrı mesele.***

*Şimdi bütün bunları yan yana getirdiğiniz zaman bir sağlık bakanı olarak ben aşı olmam, yaptırmam diyebilir misiniz, kendinizi benim yerime koyun, bu mümkün mü?
-O nedenle işini yapmanın risk almak diye bir tarafı olamaz. Ben neyin riskini alıp almadığımı çok iyi biliyorum. İnsan sağlığından doğrudan sorumlu olan bir bakan için en büyük risk o sağlığı tehlikeye atmaktır. Ondan daha büyük hiçbir risk olamaz, onun vicdani riski hiçbir şeye benzemez.

*Arkanızda destek hissediyor musunuz?
-Arkamda bütün dünyanın ve Türkiye’nin bilimsel desteği var. Zaten bu iş sağlık biliminin işi, siyasi bir iş değil. Tabii o desteğin arkasında toplumsal desteği de isterim ama önce bilime dayalı olacak.

*Siz aşıyla ilgili bütün kararlarınızı o 40 kişilik Özel Pandemi Kurulu’yla birlikte mi alıyorsunuz?
-2004’te Dünya Sağlık Örgütü uyardığından beri biz salgına karşı bu kurulla birlikte hazırlanıyoruz.

*Peki, beş yıldır hazırlandığınız bu konuda, hakikaten hiç bilip bilmeden yapılan bir eleştiri aldığınızda sinir oluyor musunuz biraz?
-Sinir olmuyorum, ama çok üzülüyorum. Ben çocuk hekimiyim. Kanserli bir çocuğun üç sene peşinden koşup, sonra o çocuğun iyileştiğine şahit olmuş, yüzlerce böyle çocuğun iyileştiğini görmüş bir kimseyim. Şimdi elimizde modern tıp olarak bu imkânlar varken, 5 euro’ya ülkeye kazandırdığımız bir aşı yapılmadığı için yarın çocuklar, insanlar ağır hastalanır, hayatlarını kaybederlerse ben gerçekten çok üzülüyorum, üzüleceğim. Ama tabii insanlar ister aşı olur ister olmazlar. Hani “Ne olursunuz, yalvarırız aşı olun” diyecek halimiz yok, bunu demenin bir yararı da yok. Biz sadece bilimin gerçeklerini söylüyoruz. Sonuçta bu hükümet halkına karşı üzerine düşeni yapmış durumdadır. Farkındalık oluşturmak için de hâlâ elimden geleni yapıyorum. Gerisi halkımızın kendi kararıdır.

*Aşının en büyük düşmanı ‘Bizi kısırlaştırıyorlar’ propagandası Bütün velilerin kafasına şu soru takılıyor: “Niye kızamık, boğmaca aşılarında veliden bir imza istenmiyor da şimdi isteniyor?”
-toplumda yaygın bir endişe gelişirse siz gidip bir insana doğrudan aşı yapamazsınız. Aileye sormadan bunu yapmak mümkün değil. “Benim çocuğumu niçin aşıladın” diye sorarsa ne cevap vereceksiniz. Biz aşıladık diyemezsiniz ki. Sırf bu yüzden soruyoruz.

*Belki biraz abartılı bir ifade olacak, ama insanlardaki bu “aşı düşmanlığı” ilk nasıl başladı sizce?
-Bu çok doğru bir soru: İlk aşı karşıtları ABD’de çıktı. Aşıdaki cıvanın otizme yol açtığı iddia edildi. Sonra bakıldı ki aşılananlarla aşılanmayan çocuklar arasında otizm açısından bir sıklık farklılığı yok. “O zaman yanlış suçlamışız” dendi, ama bir defa halkın kafasına bu orada girdi. Yine ABD’de aşı olduktan sonra geri geri yürümeye başladığı söylenen bir vaka da etkili oldu galiba...Tabii sonradan onun da gerçek olmadığı ortaya çıktı, ama böyle asılsız bir görüntüyü internete koyarsanız, oradan da 20 tane televizyon doğru mudur eğri midir diye bakmadan alıp bunu gösterirse herkesin zihninde bu kalır.

*Türkiye’deki tepkilerin asıl kaynağı ne olabilir?
-Siz biliyor musunuz, Avrupa’da çocuk felcinin en son silindiği ülke hangisi? Türkiye. Biz övünüyoruz Türkiye çocuk felcini sildi diye, ama çok da övünecek halimiz yok. 1990’lı yılların sonunu buldu silmemiz. Peki, çocuk felci dünyada nerede hâlâ temizlenemedi? Nijer ve Nijerya’da. Sebep çok basit, bizde hep de bu söylenmiştir: Nijerya ve Nijer’de birtakım kanaat önderleri “Bizi kısırlaştırıyorlar” diye yaygın propaganda yaptılar ve Nijerya hükümeti de Dünya Sağlık Örgütü de hâlâ bu yaygın kanaati yenemiyor, bu ülkelerden çocuk felci temizlenemiyor. Aynen geçmişte çiçekte olduğu gibi.

*Şimdi de özellikle Güneydoğu’dan “Bu aşı kısırlaştırıcı mı?” diye Bakanlığınıza telefonlar geldiğini duyduk?
-Türkiye’nin her yerinden geliyor bu tür telefonlar. Ama biz artık Sağlık Bakanlığı olarak şunu öğrendik: Aslında bu konuda ana majör iletişim. İletişim insanları bilgilendirmek için bir avantaj, ama yanlış bilginin hızla yayılması konusunda da büyük bir dezavantaj.

Milliyet:Devrim Sevimay Soru-Cevap


Aslında bloğumda böyle bir yazı yazmayı hiç düşünmüyordum ve şuan da bloğuma başka yazı göndericektim fakat şimdi kararımı değiştirdim ve bu yazıyı yazıyorum.bu yazıyı yazmama beni itense farklı bloglarda okuduğum yazılar.öyle yazılar okudumki.....sonunda dayanamadım ve bu yazıyı yazdım. Bu yazım herşeye doğru yanlış ayırt etmeksizin herşeye muhalif olan ve herşeyde işini layıkıyla yapan ülke yöneticilerini eleştirenlere,özellikle de sağlık bakanımızı eleştirenlere:
zira herşeye muhalif olmak için eleştiri yapmak bazılarını çok komik duruma düşürüyor.

kimisi domuz gribi aşısı çok zararlı,bu ülke yönetimi bilinçli böyle bişey yapıyo,neden aşı alındı,aşı çok zararlı,bizler kobaymıyız,falan filan yazmış.kimiside domuz gribi aşısını halkımız neden yapmıyo,neden aşıdan kaçınılıyo,aşı olunmamasının nedeni sırf başbakan aşı olmicam dedi diye millet aşı yaptırmıyo,başbakan bu sorumluluğu nasıl alır v.s v.s.....hata kimiside daha ileriye gidip domuz gribinden kimse ölmüyo,hükümet yalan söylüyo,sırf halkı aşı yaptırmaya ikna etmek için ölümler var gibi gösteriliyo diyo...ya olurda bukadar saçmalık olmaz ya...Allah aşkına komplo teorileri üretmeyin.yalandan ölümler var deniliyomuşta,halkı kandırıyolarmış,kardeşim peki cenazelerde mi yalan ha cenazelerdemi.hani gözlerimizle cenazeleri görmesek belki dicez.

örnek bu yazı. el insaf be.sırf muhaliflik yapmak için bu kadarda uydurulmazki.maillerde dönen ve bloglarda olan şu aşşağıdaki
yazıdaki saçmalığa bakın.
(TÜRKİYE DE CİDDİ OLMAMASINA RAĞMEN CİDDİ GİBİ ÜLKEMİZE SOKULAN SÖZDE SANAL HASTALIK İLE HALKI KANDIRAN BU ÜLKE YÖNETİCİLERİ, HABERLERDE YAPILAN DOMUZ GRİBİ HABERLERİ İLE HALKI PSİKOLOJİK OLARAK BASKI ALTINA ALIP KENDİLERİNCE ALINACAK 43 MİLYON AŞININYANİ 1 MİLYAR DOLARLIK AŞININ BAHANESİNİ OLUŞTURDUKLARINI BİLİYORMUSUNUZ (
ya Allah aşkına domuz gribi virüsü yabancı ülkelerden gelen bir virüs.bu virüs bizim ülkemizde başlamadıki,meksikada başladı ve ordan ülkemize yayıldı.yani sebepsiz neden ülkemizin yöneticileri boşuna trilyon harcayıp da parayı yabancılara kaptırsın,yani mantık bunun neresinde.virüs bizim ülkede başlasa ve aşı da bizim ülkede bi firmada yapılsa tamam derim,belki çıkar ilişkisi ama böyle değil.yani mantık dışı.ve yazının ilk cümlesi grip ülkemizde tehlikeli değil deniyo,bunu yazan şahsiyet gripten 93 kişi öldü ülkemizde haberin varmı acaba.üstelik haberlerle halkı baskı ile aşıya zorluyorlar denmiş,a ülkeden bi haber şahsiyet:bakanlık halkı paniğe sürüklememek için hastalık ile ilgili bilgiyi haftada iki kere veriyo.(tabi bunu eleştirende var,niye hergün verilmiyo diye)yani bazı ard niyetlilere ne yapılsa yaranılmıyo...

o kadar değişik yazılar ki.yani iki tarafta bu ülke yöneticilerini suçluyo.bi taraf niye aşı aldın diyo,diğeri ise niye başbakan aşıyı teşvik etmiyo diyo.sizce ülke yöneticileri ne yapsın....adamlar domuz gribine dünyada en fazla önlemi alıyo,aşıyı getirtiyo,üstelik isteyen vurur diyo.ama birileri inatla biz kobaymıyız niye aşı vuralım diyo.biz kobaymıyız diyenlere :şuan tüm avrupa ülkereri aşı oluyo.sadece biz değil ve bizim aşılar ile avrupadakiler aynı.

peki sorarım böle düşünenlere:eğer bakanlık aşı getirtmeseydi ve önlem alınmasaydı o zaman fereyan etmezmiydiniz bunca insan ölüyo neden bir önlem alınmıyo diye...ben cevap verim hemde nasıl feryad figan ederdiniz.sağlık bakanını istifaya çağırırdınız hemde.ama aşı oluncada niye aşı var deniliyo.kardeşim kimseyi silah zoruyla aşı yaptırmıyolar.isteyen olur istemeyen olmaz bu kadar basit.

aşının yan etkileri deniliyo...peki sorarım size şimdiye kadar kullandığımız hangi ilacın yan etkisi yok ki.bitkisel olmayan tüm ilaçların yan etkisi vardır.en basiti bi aspirinin dahi yan etkisi var.hatta bebekliğimizden çocukluğumuza kadar yaptırdığımız tüm aşıların da yan etkisi var.ama sağladiği yarar bakımından küçükken tüm aşıları oluyoruz...

bu konu hakkında her önüne gelenin,bu işin ehli olmayanların ağzına geleni söylediği için bu duruma geldi.sağlık bakanıda aşı oldu ve sağlık konusunda uzman biri sağlık bakanımız.üstelik bazı kesimde domuz gribi aşısında domuz kanı var,bu haramdır diyo.ben sağlık bakanımıza sonuna kadar güveniyorum ki şimdiye kadar ki yaptığı icraaatler bunun kanıtı.sağlık hizmetini en dipten zirveye taşıdı.sağlık bakanımız sağlık alanında uzman hatta profesördür.yani aşının içeriğinin ne olduğunu,zararını,yan etkisini bu tv lerde çıkan ve car car konuşan,bu işten hiç anlamayan kişilerden daha iyi bildiği bir kesin.üstelik kendiside aşı oldu.

sırf Muhalefet bu domuz gribinden nasıl nemalanırız,ne yaparızda muhalefetlik yaparız diye bu işi karıştırdıkça karıştırdı ve bu aşı mevzusu bu duruma geldi.sağlık örgütü açıkladı ve diğer grip aşısı ile domuz gribi aşısının yan etkileri aynı dedi.bu aşı neden bu kadar büyütüldü anlam vermek zor.

hemşire kuzenim aşı yaptırdı,ama ben yaptırmicam,çünkü aşıya güvenmediğimden değil,ben hayatım boyunca hiç grip aşısı yaptırmadım ve hiç de ağır grip olmadım. vede ben normal ilaç dahi kullanmam.çünkü çok iyi besleniyorum.hatta ben normal ilaç dahi kullanmam.çok şükür bünyem kuvvetli ve de bitkisel çaylar çok tüketiyorum.bence bünyesi hassas olan ve yeterli beslenemiyen aşı olmasında fayda var.

benim sinirlendiğim konu ise sırf eleştirmek için eleştiri yapanlar.yani birileri çekinmese hapşursa bile bunu ülke yöneticilerinden bilecek.nerdeyse tüm ülke olarak yemekteyiz programına döndük....herkes herşeyi eleştiriyo.yok aşı niye getirtildi,yok niye aşıya teşvik yok...yok domuz gribi diye bişey yok...her kafadan bir ses...lütfen bu işi ehli kişilere,uzmanlara bırakalım ve dileyen aşı olsun dilemeyen olmasın.kişiye kalmış bi durum.AKSİ HALDE HERKESİN KAFASI ALLAK BULLAK OLDU...
Gümüşlerin Hobi Dünyası



önceki yazımda Zeynebin diş buğdayı ve yürüme şekeri yazımda bloğumdaki resimlerin ve yazıların kopyalanmasını engellediğimi yazmıştım ve bazı arkadaşlarda bunu nasıl yapıldığını sordular.


aslında ben bloğumdaki el işlerinin kopyalanmaması için değilde yeğenlerimin resimlerinin kopyalanmaması için engeli koydum.ama bu şekilde de acemi içerik hırsızlarına da bi nevi engel olmuş oluyor.ben bunu yaparken netten günlerce araştırma yaptım.ilk olarak elişidunyamız.com a sordum sağolsun yardımını esirgemedi ve bana bi site önerdi ve sitede denileni yaptım ve mousenin sağ tıkını kilitledi.ama bu yarım oldu ve sitedeki resimlerin üzerine mouse ile gelince bu seferde resmin sol üst köşesinde kaydet,yazdır gibi bir eklenti yani image toolbar çıkıyordu ve kaydetmek isteyen için bir yol daha olmuş oluyordu.neyseki baya bir araştırma sonunda onuda engelledim.


araştırırken öğrendim ki içerik kopyalamayı yüzde yüz engellemek imkansızmış yani bilgisayar kullanımında çoook usta olmuşlar bir şekilde içeriği kopyalayabiliyorlarmış.ama zaten benim bloğum el işi bloğu ve bloğumun ziyeretçileri hacker lar değil.yani benim için bu engeller yeter.ayrıca içeriğini bu kadar engellememiş blog varken kimse o kadaaar uğraşıpta benim resimlerimi ve içeriğimi çalmaya uğraşmaz.yani kodlar hem acemilerden hemde çoook ustalardan içeriği kopyalamayı engellemiş oluyor.acemiler zaten çalamaz çook usta olanlarda bi içerik için bu kadar uğraş vermez.


kodları kendi bloğumda vermiyorum çünkü kodları versem dahi kopyalama engellendiğinden hiç bi işe yaramicaktır bu yüzden elimden geldiğince nasıl yapıldığını tarif edicem.engeli bloğunda uygulamak isteyenler için...


http://www.foxyturkey.com/index.php/2009/06/blogger-icerik-kopyalamayi-engellemek/ bu siteye girin ve 3. sıradaki denilenleri html den uygulayın.bu eklenti sayesinde sağ tıklama ve fare ile işaretlenip “CTRL+C” kombinasyonu ile içeriği kopyalamak isteyenleri engellemiş olursunuz.fakat bunları yaptıktan sonra resmin üzerine gelindiğinde resmin sol üst köşesinde çıkan kaydet,yazdır butonu yani image toolbar çıkıyor.ve sıra geldi onuda kaldırmaya...

sırasıyla:Kumanda Paneli/Yerleşim/Html yi düzenle ye girin.html de en yukarlarda

<*head*> bölümünü bulun ve hemen altına aşağıdaki kodu yerleştirin.
<*meta content='no' http-equiv='imagetoolbar'/*>
(* lar olmadan.kodun başındaki ve sonundaki * lar yok.kodlar işleme geçmesin diye ekledim)
ve bu kadar bunlar sayesinde önüne gelen bloğunuzdaki resim ve yazılarınızı alamicak.bloğunda çocukların resimlerini ekleyenlerin yapmasını tavsiye ederim. yapamayan olursa ve yardım isteyenler olursa bana bildirirlerse seve seve yardımcı olurum.


Zeynep Hazalın yeğnimin diş buğdayı ve yürüme şekerini yaptık.çok güzel oldu.bizim geleneklerde diş çıkaran bebeğe diş buğdayı yapılır ve yürümeğe başlayıncada başından şeker atılır.zeynep hazal diş çıkarması ve adım atması aynı zamana denk gelince bizde ikisini birden yaptık.diş buğdayını ablam yaptı ve diş buğdayı şekerlerini de ben yaptım.aslında bir ay önce yapmıştık ama resimleri yayınlamak bu güne nasip oldu.bu aralar biraz yoğundum ve nette resimlerin kopyalanmaması için araştırma yapıp öyle resimleri yayınladım.bu yüzden şimdiye kadar yeğenlerimin resimlerini bloğuma koymuyordum,kopyalanır filan diye.nihayet resimlerin kopyalanmaması için gereken kodları nette buldum ve boğumda uyguladım.bazı bloglarda da bi yazı okudum ve ankara barosu çocukların resimlerinin paylaşım sitelerinde paylaşılmamasını söylemiş.çok şükür eklediğim eklenti sayesinde bloğumda ki yazı ve resimler artık kopyalanamıyor.


diş buğdayı. dişi yeni çıkan bebeklere yapılır.yarma buğday ve nohut kaynatılır.ve üzerinede isteğe bağlı şekerlemeler ile süslenir.biz süslemede mini lokumlar,bonibon,fındık ve leblebi şekeri ile süsledik.

Diş buğdayı şekerleri.aslında diş buğdayında genelde gelen misafirlere ikram için diş buğdayı kurabiyeleri yapılır.ama ben kurabiyeden farklı birşey birde kalıcı olsun diye bebek mevlüdünde de ikram edilen şekerlerden yaptım.ablamada sürpriz yaptım çünkü böyle birşey yapacağımdan haberi yoktu.ben şekerde farklı olarak;badem şekeri yerine leblebi şekeri kullandım.çünkü bizim cimcime Sena öyle istedi.pembe tül aldım ve içine leblebi şekeri yerlestirip tülü ip ile bağladım.daha sonra organzeden fiyonk ve çiçek yapıp,hepsini birbirine diktim.evde bulunan minik gümüş tepsiyide tül ile kapladım ve şekerleri üzerine yerleştirdim. tülün en üstüne de pembe incilerle ve çiçekle süsledim.ve üzerinede bir not yazdım."Zeynep Hazal Darısı 32.Dişinin Başına" diye...o günleride görürüz inşallah.


buda diş buğdayı şekerlerinin flash ile çekilmiş resmi.çok canlı çıktı ve bu resmide bloğuma koymak istedim.

bu da şekerlerin başka bir modeli.şekerlerin bazılarınıda bu çeşitten yaptım.bu şekerlerde çok güzel oldu.diş buğdayını tabaklara yerleştirip,birer tanede yanına bundan koyduk gelen misafirlere.bu modelde de ince organze kurdeleden çiçekler yaptım ve iğne oyasından yapraklarla birleştirdim.bizim ufaklıklar en çok bu modeli beğendi.hatta Sena o kadar beğendiki "teyze büyüyünce benimde bebeğime bundan yap"dedi ve hepimizi gülme krizine soktu.bunu diyen daha 4 yaşında bi çocuk...


Zeynep Hazal.cimcime diş çıkardı ve adım atmaya başladı.hanfendi şekerlere fena kafayı takmıştı ve resimde de onlarla ilgileniyor...

bunlarda bizim daltonlar.resimdeki en soldaki küçük yeğnim Zeynep,onun yanındaki sarı elbiseli yeğnim Sena(zeynebin ablası) ve onun yanındaki komşumuzun kızı ve Senanın kankisi Merve ve mervenin yanındaki de kardeşi asi kız Ayşe...

diş buğdayında yapılan başka bir gelenek.bebeğin önüne konulan tepsideki eşyalardan
hangisini seçerse ilerde o mesleği yaparmış.bizim cimcimede önce eline defteri daha sonrada kalemi aldı ve yazı yazmaya başladı.yani okuyacak ve öğretmen olucak.İnşallah...

ve bu resimdede Zeynebin başından şekerler atılırken ki resmi.bizim adetlerde bebekler ilk adım atmaya başladığı zaman yürüme şekeri yapılır.bebek ayakta tutulur ve bebeğin başından şekerler atılır, diğer çocuklar da atılan şekerleri toplar.biz şekerleri başından atarken oda şekerleri toplamak için yere oturdu.küçük hanım hemen şekerlerden birini kapmış,yemeğe başlamış bile...





Bu tariflerin hepsini yeğenim Senanur'un doğum gününde yapmıştık.doğum gününü ramazan ayından bir kaç gün önce yapmıştık.Senoşumuz 4 yaşında oldu artık.bunları daha önce yayınlicaktım ama bi türlü fırsat bulamadım.doğum günü pastalarını ablam yaptı.ablam doğum günü pastalarını genellikle canlı çiçek ile süsler ve çokta hoş olur.senoşun doğum gününde iki yaş pasta yaptı.benim en çok beğendiğim mor çiçekli olan.tabi sadece yaş pasta yoktu doğum gününde.minik pideler,revani,yaprak sarması ve dolmada vardı.tüm bunların tarifini ilerleyen günlerde yemek bloğum GÜMÜŞ TEPSİ bloğumda bulabilirsiniz. bu aralar çok sık kutlama yapıyoruz.Şenoşun kardeşi Zeynebimizinde diş buğdayı ve yürüme şekerini yaptık.birkaç gün sonra resimlerini yayınlicam.ve bu birkaç gündür de komşumuzun kızı Ayşe'nin doğum günü hazırlığını yapıyoruz.en çokda benim işim var çünkü Ayşenin annesi herşeyi bana bıraktı.çünkü farklı bişey denemek istedim ve sağolsun komşumuzda beni kırmayıp,herşeyi sana bırakıyorum dedi.bakalım başarılı olacakmıyım.anlicağınız organizatörlüğe başladım.hadi hayırlısı...





Bu hurma çekirdeklerinin üzerinde ALLAH yazıyor.Babamın Umre dönüşü kutsal topraklardan getirdiği Açve(peygamber) hurması.bu hurmaları Peygamber Efendimiz(s.a.v)kendi elleriyle diktiği ve günümüze kadar meyve veren bir hurma türü.tadı ve görünüşüde diğer normal hurmalardan daha değişik.tadı daha güzel,rengi daha koyu..çok küçük olduğu için resmini çekerkende bir hayli zorlandım.hadis-i şerif de bu hurmanın çok şifalı olduğu belirtilmiş.hadiste:"Her kim her gün sabahları aç karnına yedi tane Acve hurmasından yerse, o gün içinde o kimseye ne zehir ne de sihir zarar vermez.” Hem şifalı hem de manevi özelliği olması nedeniyle bu hurmamız dünyanın en pahalı hurması olma özelliğini taşıyor" hurmanın dikilişi ise şöyle.İmam-ı Bezzaz’a göre:
Bir gün huzuru saadete bir kimse gelir, elinde yanmış bir hurma dalını gösterip:
- Ya Muhammed, bu hurma dalını dik, şayet hurma yeşerirse biz de senin Peygamberliğini tasdik ederiz, dediler.
Rasulullah (s.a.v.) yanmış hurma dalını yere dikti. O hurma dalından mucize olarak hurma hasıl oldu, meyve verdi. İşte bu mucize hurma Acve hurmasıdır.
 ibret verici,ibretlik bir resim.bunca mucizevi olaylara karşın hala Allah'ın varlığına inanmayanlara şaşıyorum.bu hurmaları babam umreden getirmişti ve bizde bu hurma çekirdeklerinde ALLAH yazdığını duymuştuk.bizde görmek için hurma çekirdeklerini kırdık ve gerçektende içinde ALLAH yazıyordu.ama kırarken çok dikkatli kırılması gerekiyor.yoksa görülmez.hurma çekirdeğinide çok dikkatli saklıyorum.sağolsun babam umreden bizlerede çok güzel kolyeler ve inci bilenzikler getirdi.tabi en şanslı bizim ufaklıklar yani yeğenlerim SENANUR ve ZEYNEP oldu.çünkü en çok hediye onlara getirdi.her birine dörder dörder elbise,gelinlik türü kıyafet getirdi.umreden o topraklardan gelen hediyeler dahi bir başka oluyor.Allah isteyen herkese kutsal toprakları görmeyi nasip etsin.herkese Hayırlı Cumalar.



sevgili vede çok becerikli blogculardan gönülden ele beni mimlemiş.kendisine teşekkür ederim ve soruları cevaplamaya başlayım.
1-En sevdiğiniz 3 çiçek adı?
*küpeli çiçeği,lale,gül,nergis ve ortanca.aslında tüm çiçekleri çok severim.hepsinin ayrı bir güzelliği var.
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz.
*aslında fazla hayalim yok.çünkü Allah'a şükür şuan herşey istediğim gibi.ufak tefek şeyler var.oda yaza Hataydaki evimize gidip bi kuzu alıp beslemek.ve de yakın zamanda bir papağan almak.bu sıralar hayvan sevgim depreşti.inşallah bunlarıda yakın zamanda gerçekleştiricem.diğer bir isteğim bloğumun çok başarılı ve takip edilen bir blog olması

3-En sevdiğiniz 3 huyunuz?
1-iyilere ve kötülere hakettikleri gibi davranırım.herkese hakettiği değeri veririm.(en sevdiğim huyum bu).
2-bana yanlışı olan ve yanlışını hep tekrar eden insanları çabuk silerim ve bidaha da konuşmam.
3-yapılan iyilikleri hiç unutmam.iyilikleri de karşılıksız bırakmam
3-En sevmediğiniz 3 huyunuz?
1-sinirli olmak.çok ta sinirli değilim ama arada sinirleniyorum ama tabi sinirim kendime çevremdeki insanı kırmam.sinirim içimde kalır.(nazımın geçtiği insanlar hariç.sinirlenince arada onlara patlayabiliyorum.öylede yapmasam heralde sinirden patlarım)
2-bazı insanların gerçek yüzünü geç farketmek.(ama geçde olsa farkedince hakettiği gibi davranırım).
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket?
1-Saygısız insanlar.saygı çok önemlidir.özellikle büyüklere
2-sinsi ve içten pazarlıklı insanlar.çünkü içlerinden ne geçtiğini ve ne planladıklarını bilmediğimiz için çok zararlı oluyorlar.
3-Nankör insanlar.yapılan iyilikleri anlamayan ve iyiliği haketmeyen insanlar.yapılan iyiliklerde dahi art niyet arayanlar(en sevmediğim insan türü)
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü, dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay?
*Allah'a çok şükür.hiç böyle günüm olmadı.bir ömürde olmaz İnşallah
bende sevgili arkadaşım umudunu kaybetme ve reyyan bebek bloğunu mimliyorum.kabul edip cevaplandırırlarsa çok sevinirim.

Related Posts with Thumbnails